21 Şubat 2011 Pazartesi

Hedefler

Bu yazım bir dergide yayınlanmıştır. Bu nedenle derginin yayına çıkmasını bekledikten sonra sizlerle paylaşıyorum

İşte bir yıl daha bize güle güle derken yeni bir yıla merhaba diyoruz. Her yeni yıl yeni bir yaş, yeni umutlar, yeni ilişkiler, olgunlaşma ve hayaller demek benim için. Umarım 2011 yılı herkese güzellikleriyle gelir.
Yeni bir yıla merhaba derken hedeflerimize ulaşabilmenin sırlarından bahsetmek istiyorum. Aslında bir çok insan hedeflerini hayalleri zannedebiliyor. Oysa ki hayal etmek ile hedef koymak arasındaki en büyük fark hedeflerimize ulaşmak için harekete geçmemiz. Hayallerimiz ise sadece düşündüğümüz ve ulaşmak için korktuğumuz ve harekete geçmediğimiz olgulardır. İnsanoğlu isterse her şeyi başarabilir. Yeter ki doğru istemeyi bilsin ve hedefleri için bir yol planı belirleyerek harekete geçsin.
Hayatımızı bir yol olarak düşünürsek o yolda önümüze çıkan taşlara takılmadan, yolumuzdan sapmadan ve yorulduğumuz anlarda doğru yerlerde doğru insanlarla mola vererek devam ettiğimizde hedeflerimize ulaşabiliyoruz.
Tabi ki hedeflerimize ulaşabilmemiz için öncelikle bir hedef belirlememiz gerekmekte. Hedefimizi belirlerken bu hedefi zihnimizde resmetmemiz ve bir cümleye dönüştürmemiz gerekir. Bu aşamaları kaydettikten sonra ise mutlaka hedefimize bir tarih ve ödül belirlememiz gerekir. Hedef cümlelerimiz her zaman şimdiki zamanı tanımlayan cümlelerle kurulmalıdır. Örneğin Ben 15 Ağustos 2011 günü yatağımdan kalktığımda kırmızı bir Alfa Romeo 147 sahibi olan bir şirket ortağı oluyorum ve o gün ödül olarak arabamla eşimi alarak Bebek’e kahvaltıya götürüyorum. Cümlesi doğru bir hedef cümlesidir.

Bu cümle içerisinde zaman, hedef, ödül olan ve şimdiki zamanla kurulmuş bir cümledir.
Hedef cümlemizi belirledikten sonra bu cümleyi içselleştirerek beynimizde resmedersek ve kararlı olur isek bu hedefe ulaşmamamız için hiçbir sebebimiz yoktur. Ulaşmamamız için tek sebep bahaneler olacaktır ki bu bahaneleri de bizden başkası üretemez. Yani kısacası her şey bizim elimizdedir.
Hedefimizi belirledikten sonra harekete geçebilmemiz için kendimize bir yol haritası belirleyerek bizi bu hedefe ulaştıracak disipline girmemiz ve bir yol haritası belirlememiz gerekir.
Düşününki bir hafta sonra bir seyahate çıkacaksınız. Seyahate çıkmadan önce nasıl gideceğiniz yerin özelliklerini öğrenirsiniz, ona göre kıyafet alırsınız, ona göre haritaya bakarsınız ve bir planlama yaparsınız. İşte Hedeflere giden yola çıkmadan önceki hazırlıkta aynı bir seyahat öncesi planlama gibidir.
Kendimizi tanır ve ne istediğimizi bilirsek hayat yolculuğunda hedeflerimize bazen zorlansak da ulaşabiliriz. Olumlu düşünmek ve kendimizi motive etmek başta da söylediğim gibi bizim elimizde. Bahaneleri de biz üretiriz olumlu düşünceleri de. Çıktığınız hedef yolunda kimsenin sizi alıkoymaması dileğiyle...
Umarım 2011 yılı herkes için koyduğu doğru hedefleri gerçekleştirebilme yılı olur.

3 Kasım 2010 Çarşamba

7 Temmuz 2010 Çarşamba

29'a Bir Kala 28'de Beş Sene Kal Doğum Günü Kutlamam

Herkes davetliiiii... Hemde herkes... Arkadaşlarım, Dostlarım, İş ortaklarım, Arkadaşlarımın arkadaşları ve hatta onlarında arkadaşları...

Her yaşın ayrı bir güzelliği var en güzel çağımdayım sözü bu aralar benim için söylenmiş olsa gerek:) 27. yaşım bir çok dönüm noktasına vesile oldu.. 27. yaşım bana eşimi, lobby'i, ,iki güzel ortağı  getirdi...... Onu çok sevdim ve bir ay sonra bırakıyorum...

28. yaşımı daha çok seveceğim inancındayım ve onu bu muhteşem çok eğlenceli bol supriz yapmalı parti ile ve kocaman bir ekiple karşılamaya hazırlanıyorum..

2 Ağustos doğum günümdür aramazsanız konuşmam:) 7 Ağustos Doğum günü partimdir gelmezseniz işleriniz ve aşk hayatınız 10 sene kötü gider.

Davet:

Nurcan Eren ( Sezen Aksunun vokali) ve Orkestrası sahne aldığı Ece Bar Kuruçeşme Sahilinde Migros'un hizasında! 19:30 gibi buşuşuyoruz sınırsız yemek ve sınırsız yerli içki ile çoşuyoruz:) 29'a Bir Kala 28'de Beş Sene Kal Doğum Günü Kutlamam'a tüm arkadaşlarımı ve onların arkadaşlarını bekliyorum. Tanımadığım arkadaşlarınızıda getirebilirsiniz çok süprizli bir kutlama olması dileğiyle:))) Normalde doğum günüm 2 Ağustos'tur karışıklık olmasın ama kutlama 7 Ağustos Cumartesi akşamıdır. Herkes ajandalarına şimdiden kaydetsin gelmeyen dilimden 10 sene lanetimden 15 sene kurtulamaz bilginize:))) Bana gelip gelmeyeceğinizi en geç 4 Ağustos'a kadar haber vermeniz gerekiyor ki rezervasyonu ona göre yaptırabilelim! (Fix Menü ( 10 çeşit meze+iki çeşit arasıcak+seçmeli ana yemek+LİMİTSİZ ALKOLLÜ YERLİ İÇKİ+meyva+çay+kahve+Orkestra 70 TL)

21 Ocak 2010 Perşembe

Kişiye Özel Pazarlamaya Çok iyi Bir Örnek!

Geçen hafta işimden eve dönerken Üsküdar meydanda bulunan Üçler Marketten bir alış-veriş yaptım.

Alışverişi yaparken arbasız olduğumu unuttuğum için de kasada kendime çok kızdım. Alış verişimi taşıyacağım kadardan fazla yaparak abartmıştım. Tam taksiye kadar nasıl götürsem bu torbaları diye düşünürken poşetleri doldurmama yardım eden market güvenlik görevlisi bana "servisimiz var aracınız yok ise sizi götürsün" dedi.

Bu teklif gerçekten çok hoşuma gitmişti. Ne olduğunu anlayamadan yanımda biten servis şöförü poşetleri yüklendiği gibi servise götürdü.

Beklediğim servis bildiğimiz market servislerinden biriydi. 8-10 kişilik minibüs tipi bir araç olmalıydı. Fakat karşılaştığım manzara beni çok şaşırttı. Bu servis normal bir binek araçtı. Ve ben serviste tek başımaydım. MArket logolarıyla brand edilmiş bu araç nasıl olurda bir market servisi olabilirdi? Şöför nereye gitmek istediğimi sorduğunda dahada şaşırdım.

Evimin önüne gelipte şöförün torbaları evin kapısına çıkartmasına kadar geçen süreçte şaşkınlığım bir hayli arttı.

Sonunda öğrendiğim şey ise Üçler Marketin belli bir sınırı aşan (75 TL) müşterilerine aynı taxi hizmeti gibi bir servis hizmeti vermesiydi.

Şu an ne Migros ne Carefour ne Tansaş benim gönlümün market markası Üçler.

Gerçekten kişiye özel pazarlamaya çok iyi bir örnek.

Tebrikler Üçler Market!

OMO beni şaşırttı!!!

Yılbaşına bir-iki gün kala aldığım 6 kiloluk renkli çamaşırlar için olan Omomatik deterjanımı açtığımda içinde siyah yabancı maddeler dikkatimi çekti. Ne olduklarını anlamaya çalışırken, eşime de bu yabancı maddeleri gösterdim.

Sonuç olarak demir tozu artığı veya toprak kalıntısı gibi bir madde olduğuna kanat getirdik.

OMO markasının web sitesinden müşteri danışma bölümüne girerek kendilerine konu hakkında mesaj gönderdim. Yaklaşık iki gün sonra bana telefonla dönerek konunun kendileri için önemli olduğunu deterjanı kullanmamam gerektiğini ve deterjanı iki gün içinde benden aldıracaklarını söylediler.

Gerçekten iki gün sonra yeni bir deterjan göndererek bendeki deterjanı teslim aldılar.

Bana gelen yeni deterjanın içinde ki isme özel bir mektupta, deterjenın inceleneceği ve dermotolojik sonucun bana bildireceği yazıyordu. Gerçekten insan sağlığına verdikleri önem için OMO markasını kutluyorum.

Dermotolojik inceleme sonucunu da merakla bekliyorum.

Sonucu paylaşacağımdan emin olabilirsiniz:)

12 Ocak 2010 Salı

İstemeyi Bilmek!!!

Steve Goodier "Bir Dakika Hayatınızı Değiştirebilir" adlı kitaptan alıntıdır

Tanrıdan gururumu yok etmesini istedim.

Tanrı, "Hayır. Gurur benim yok edebileceğim bir şey değil, senin
bırakabileceğin bir şeydir." dedi.

Tanrıdan sakat çocuğumu iyileştirmesini istedim.

Tanrı, "Hayır. Onun ruhu sağlam, vücut o kadar önemli değil, o geçici bir
şeydir." dedi.

Tanrıdan bana sabır vermesini istedim.

Tanrı, "Hayır. Sabır büyük acılar çekilerek öğrenilebilecek bir şeydir. Sabır
verilmez, hak edilir." dedi.

Tanrıdan beni mutlu etmesini istedim.

Tanrı, "Hayır. Ben sadece nimetlerimi sunarım, mutlu olmak sana bağlı." dedi.

Tanrıdan beni çektiğim acılardan kurtarmasını istedim.

Tanrı, "Hayır. Çektiğin acılar günlük kaygılarının önemsizliğini anlamanı,
onlardan uzaklaşmanı ve bana daha çok yaklaşmanı sağlar." dedi.

Tanrıdan ruhumu olgunlaştırması nı istedim.

Tanrı, "Hayır. Kendi kendine olgunlaşmalısın, ama meyvelerini alman için
yardım edeceğimden emin olabilirsin." dedi.

Tanrıdan hayatı sevmemi sağlayacak her şeyi istedim.

Tanrı, "Hayır. Ben sana hayatı vereceğim, böylece hayata dair her şeye sahip
olabilirsin." dedi.

Tanrıdan, tanrıya duyduğum sevgiyi, başkalarına da duyabilmeyi istedim.

Tanrı şöyle dedi: "Ohhh! Nihayet doğru bir şey istedin. "Ruhu olgunlaşmamış
bir kul tanrıya hep "ver bana..." ile biten dualar eder, olgunlaşmış bir ruh
ise "vermemi sağla..." diye bitirir dualarını...

31 Aralık 2009 Perşembe

YENİ YIL.....

Şimdiki zaman, Mükemmel zaman...

Bulutlar dağılır, gökyüzü açılır ve Güneş parlayarak ışıldar...
Ağaç yeni bir güne uyanır.
Yeni bir mevsime,
yeni bir aya,
yeni bir yıla akarken günler...


Hafifçe esneterek kocaman bedenini
Güneşe, sabaha, güne ve yaşama gülümser...

Yaşamın sabahında uyandığımda gülümsedim.
Bu bilge ağaç gibi
Bugün her anı tam olarak yaşamaya
ve dünün
ve yarının
tüm anların bilinciyle yaşamla kucaklaşmaya and içtim.

Yeni yılınız kutlu olsun.